Bir bilgisayar mühendisi için programlama dili, öğrendiklerini sınadığı, deneyler yaptığı bir laboratuardır ve mühendisler deneylerini, kestiremedikleri sonuçları gözlemlemek için değil, öngördükleri sonuçları doğrulamak için yapar...

Işık'tan

Kutsal kitapların üçünde benzer biçimlerde aktarılan bazı anlatılar (ya da belki alegoriler demek daha doğru) üzerine yazdığım bir şiir
Çamur mu daha yüce, kızıl ateşten?
Kibiri elvermedi. Emir Işık'tan!
Ona da karşı geldi, düştü gözünden.
Öcünü almalıydı, ateş, insandan.
O meyve yasaklıydı, olgun, kırmızı.
Ateş insanı kandırdı, güzeldi tadı.
Ama emir çiğnendi, yasak delindi.
Dünyaya düştü insan, korktu, yerindi.
Küstü sonra Işığa, küstü özüne.
İstese kurtarırdı, bakar bir tek sözüne.
Çekmeli cezasını ve vurmalı dizine,
Tövbe edip uslanmalı, yaş akmalı gözüne.
Saplanınca batağa, küfreder karanlığa.
Küfrettiği gölgesi, sırtı dönük Işığa.
Dersini de almıyor, gömülmeden toprağa.
Zaman geri alınsa, girer aynı sapağa.
Ne tam özgürdür insan, ne tutsak karanlığa.
Bedeni onun kafesi, ruhu Işığın nefesi.
Keşfederse özünü, kavuşur aydınlığa,
Göğe açar elini, mutlak duyulur sesi.
Salt korku, salt ihtiyaç kaynaklıysa bu meyil,
Işığın insanlardan beklentisi bu değil!
Bitkiden farkı kalmaz, muhtaç güneşe yeşil.
Işık'tan eser yoksa ruhunda, bedeni kil!

İlgili yazı: Resim

Sayfayı
Yayın tarihi: 25 Şubat 2018 Pazar, 20:41
Anahtar kelimeler: insan, yasak meyve, adem, ışık, tanrı, ateş

Yorum Gönder

 
Yorumunuzu -1. yoruma yanıt olarak gönderiyorsunuz. Yanıtlamayı iptal etmek için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Yorumlar

Onaylanmış yorum bulunmuyor.
 
 
Sayfa 37 sorgu ile 0.012 saniyede oluşturuldu.
Atasoy Blog v4 © 2008-2018 Hüseyin Atasoy